Hoşgeldiniz: iSLAMKENT
  Hosgeldin Misafirimiz, Giris veya Kayit anasayfa  ·  hesabınız  ·  dosyalar  ·  islami forum  ·  iletişim  

  Ana Menü
  Anasayfa

 Kuran-ı Kerim :
       Kuran-ı Kerim
       Tefsir (Elmalılı)
       Kısa Sureler
       Kuran Oku - Dinle
       Elifba
       Tecvid Dersi
 Siyer ve Sünnet :
       Kütübi Sitte
       Kuranda Peygamberler
       Hadislerle İslam
       Hac ve Umre
       Veda Hutbesi
 İslami Bilgi :
       Dinimi Öğreniyorum
       Temel Bilgiler
       Namaz Rehberi
       Namazla Diriliş
       Derin Bilgi
       Risale-i Nur
       İhtida Öyküleri
       İslam Tarihi
       Esmaül Hüsna
       Esmaül Hüsna (Slayt)
 Genel :
       Hikayeler
       Şiirler
       Anketler
       Dosyalar
       Gazeteler
       Yazı Arşivi
       İletişim
       Bizi Tavsiye Edin

  Derin Bilgi
Toplam Yazı: 56
Toplam Kategori: 17
Toplam Okuma: 689878



 Kur'an'da Şefaat, Ah..
 Hz. Peygamber ve Yap..
 Tasavvuf Üzerine Düş..
 Mü'minlerin Ahlakını..
 Allah (c.c) Kimleri ..
 Cehennemsiz Olmaz mı..
 Mahremiyet ve Tesett..
 Peygamber Duaları..
 Üstünlük Ölçümüz Tak..
 Büyük Aldanış: Dünya..


 Kadınlarla Tokalaşma..
 Hızır (a.s) Kimdir?..
 Peygamber Duaları..
 Kabir Hayatı Var mıd..
 Kur'an Okumaya Başla..
 Nazar Kavramı..
 Ahirete İmanın Bedel..
 Allah'ı (c.c) Gereği..
 Nuh (a.s) ve Tufan..
 Büyük Aldanış: Dünya..

  Esmaül Hüsna

"O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.(Haşr-24)"

ALLAH
(Uluhiyete mahsus sıfatların hepsini kendinde toplayan İsm-i Azam)

RAHMÂN
(Bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve merhameti tercih eden)

RAHÎM
(Çok merhamet eden, nimet veren)

MELİK
(Bütün kainatın tek sahibi ve mutlak hükümdarı)

KUDDÛS
(Hatadan, gafletten ve her eksiklikten münezzeh)

SELÂM
(Esenlik veren, kullarını selamete çıkaran)

MÜ'MİN
(Gönüllere iman ışığını veren, vaadine güvenilen)

MÜHEYMİN
(Kainatın bütün işlerini gözetip yöneten)

AZÎZ
(Yenilmeyen yegane galip)

CEBBÂR
(İradesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan)

MÜTEKEBBİR
(Her şeyde büyüklüğünü gösteren)

HÂLIK
(Büyün mevcudatı takdirine uygun şekilde yaratan)

BÂRİ'
(Bir model olmaksızın canlıları yaratan)

MUSAVVİR
(Her şeye şekil ve özellik veren)

GAFFÂR
(Daima affeden, tekrarlanan günahları bağışlayan)

KAHHÂR
(Her şeye her istediğini yapacak şekilde galip ve hakim)

VEHHÂB
(Karşılık beklemeden bol bol veren)

REZZÂK
(Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren)

FETTÂH
(Zorlukları kolaylaştıran ve iyilik kapılarını açan)

ALÎM
(Herşeyi çok iyi bilen)

KÂBID
(Rızkı tutan, canlıların ruhunu alan)

BÂSIT
(Rızkı genişleten, ruhları bedenlerine yayan)

HÂFID
(Alçaltan, zillete düşüren)

RÂFİ'
(Yukarı kaldıran, yükselten)

MUİZ
(Yücelten, izzet ve şeref veren)

MÜZİL
(Alçaltan, zillet veren)

SEMİ'
(Her şeyi işiten)

BASÎR
(Her şeyi gören)

HAKEM
(Son hükmü veren)

ADL
(Mutlak adalet sahibi, çok adaletli)

LATÎF
(Yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan)

HABÎR
(Her şeyin iç yüzünden haberdar olan)

HALÎM
(Acele ile ve kızgınlıkla muamele etmeyen)

AZÎM
(Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)

GAFÛR
(Bütün günahları bağışlayan)

ŞEKÛR
(Az iyiliğe çok mükafat veren)

ALÎ
(İzzet, şeref ve hükümranlik bakımından en yüce, aşkın)

KEBÎR
(Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)

HAFÎZ
(Koruyup gözeten ve dengede tutan)

MUKÎT
(Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratip veren, bilip gücü yeten ve koruyan)

HASÎB
(Kullarının her yaptığını bilen, onları hesaba çeken)

CELÎL
(Azamet sahibi)

KERÎM
(Lütuf ve keremi çok bol ve çok geniş)

RAKÎB
(Büyün varlığı gözetleyip, kontrol eden)

MÜCÎB
(Dualara karşılık veren)

VÂSİ'
(İlmi ve merhameti herşeyi kuşatan)

HAKÎM
(Bütün emirleri ve işleri hikmetli olan)

VEDÛD
(Kullarını çok seven, sevilmeye gerçekten layık olan)

MECÎD
(Şanı büyük ve yüksek)

BÂİS
(Ölümden sonra dirilten)

ŞEHÎD
(Bütün zamanlarda ve her yerde, hazır ve nazır)

HAK
(Varlığı hiç değişmeden duran)

VEKÎL
(Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran)

KAVÎ
(Gücü bizzat kendinden olan, kudretli)

METÎN
(Her şeye gücü yeten, güçlü)

VELÎ
(Sevdiği kullarının dostu)

HAMÎD
(Ancak kendisine hamdedilen, övülmeye layık)

MUHSÎ
(Her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen)

MÜBDİ'
(İlkin yaratan)

MUÎD
(Tekrar yaratan)

MUHYÎ
(Hayat veren)

MÜMÎT
(Ölümü yaratan)

HAY
(Ebedi hayatta diri)

KAYYÛM
(Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kainatı idare eden)

VÂCİD
(Dilediğini dilediği zaman bulan, müstağni)

MÂCİD
(Şanı büyük ve yüksek)

VÂHİD
(Sıfatlarında, özelliklerinde tek ve biricik olan)

SAMED
(Tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği eşsiz kudret) 

KÂDİR
(Her şeye gücü yeten, kudretli)

MUKTEDİR
(Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunan)

MUKADDİM
(İstediğini öne alan)

MUAHHİR
(İstediğini geriye bırakan)

EVVEL
(Varlığının başlangıcı olmayan, ilk)

ÂHİR
(Varlığının sonu olmayan, son)

ZÂHİR
(Her şeyde tecelli eden. Tüm yarattıklarında, kendisinden görülebilir izler, işaretler bulunan)

BÂTIN
(Gözle görülemeyen, her şeyde kendinden bir güç bulunan)

VÂLÎ
(Kainata hakim olup onu yöneten)

MÜTEÂLÎ
(İzzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, aşkın)

BERR
(İyilik ve lütfu sonsuz olan)

TEVVÂB
(Kullarını tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden)

MÜNTAKİM
(Suçlulari adaletiyle cezalandıran)

AFÜV
(Hiçbir günah kalmayacak şekilde günahları affeden)

RAÛF
(Çok şefkatli, çok lütufkar)

MÂLİKÜ'L-MÜLK
(Mülkün ebedi sahibi)

ZÜ'L-CELÂLİ ve'l-İKRAM
(Azamet ve kerem sahibi)

MUKSİT
(Adaletle hükmeden)

CÂMİ'
(İstediğini, istediği zaman istediği yerde toplayan)

GANÎ
(Her şeyden müstağni, kendisi dışında her şey O'na muhtaç)

MUGNÎ
(İstediğine zenginlik verip, zengin eden)

MÂNİ'
(Dilemediği bir şeyin gerçeklesmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere engel olan)

DÂRR
(Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan)

NÂFİ'
(Hayır ve menfaat veren şeyleri yaratan)

NÛR
(Alemleri nurlandıran, istediği gönüllere ve zihinlere nur yağdıran)
 
 

HÂDÎ
(Hidayet veren, istediği kulunu muradına erdiren)

BEDÎ'
(Eşi ve örneği olmayan, sanatkarane şekilde yaratan)

BÂKÎ
(Varlığının sonu olmayan)

VÂRİS
(Varlığı devam eden, servetlerin gerçek sahibi)

REŞÎD
(Bütün işleri ezeli takdirine göre yürütüp, hikmet üzere sonuca ulaştıran)

SABÛR
(Çok sabırlı)


©TRNuke.net
ALLAH'ın (c.c) Güzel İsimleri

  Namaz Vakitleri


  Hava Durumu


  Site İstatistikleri
Toplam Sayfa Gösterimi
7,690,089

Aylık Sayfa Gösterimi
183,140

Kayıtlı Kullanıcı
7,981

November 30, 1999 12:00 AM UTC

Kur'an Okumaya Başlarken

32191 Okunma
  Bu Sayfayı Yazdır   PDF Dosyası Oluştur   Bir Arkadaşına Gönder


Bir müslüman için temel amaç, yaşamını Allah'ın rızası doğrultusunda sürdürmektir bunun nasıl gerçekleştirilebileceği ise ancak son ilahi vahiyden öğrenmekle mümkün olabilir.
Tabii bu noktada ilahi vahyin nasıl anlaşılabileceği, anlamak için ne gibi yöntemler takip edilmesi gerektiği soruları gündeme gelmektedir.

Bu yazıda Kur'an'ı anlama ve yaşama çabası içinde olanlanrın, ilk anda karşılarına çıkan hususların altlarını çizmeye çalışacağız. Rabbimiz Kur'an'ın açık, net ve detaylandırılmış (5:32; 22:16; 24:1; 39:28) bir kitap olduğunu belirttiği halde zamanla bazıları din adına insanlarla onun arasına çok büyük engeller koymuşlar, adeta Kur'an'ın üzerini bir sis perdesiyle örtmüşlerdir. Kur'an sadece şekli bir saygıyla kutsanmış ve Rasulullah (s)'ın Kur'an'da yer alan kaygısı gerçek olmuştur (25:30).

Yine birtakım kişiler Kitab anlaşılmak için (17:45; 18:57; 56:79) gönderildiği halde onun insanları etkileyen yönünü anlama değil, sadece ses yapısı olduğunu söyleyebilmişlerdir.

Doğaldır ki her kitap için olduğu gibi Kur'an'ı anlamak için de belli yöntemler ve usuller izlemek gereklidir. Bu konuda tarihte iki metod ortaya çıkmıştır: Bunlardan birisi teczii (atomist-parçacı) metod, bir diğeri de yakın dönemlerde gündeme gelen mevzui metodtur ( konularma göre araştırma ya da bütüncül yaklaşım).

Şehid M. Bakır es-Sadr'ın da belirttiği gibi teczii metodta ayetlerin Sure veya Kur'an bütünlüğünden kopuk olarak teker eker incelemesi söz konusudur. Burada öncelikli amaç üzerine çalışılan ayetin her türlü vasıta ile (sebebi nüzul rivayetleri, hadisler, siyer vs.) anlaşılmaya çalışılmasıdır .Genellikle müfessirlerin kullandığı yöntem budur. Kur'an bu yöntemle baştan sona tefsir edilmiş de olsa, bu çalışma sonucunda ortada düzensiz bir yığın malumattan başka bir şey kalmaz. Bu tarz tefsir çalışmalarında bir bütünlükten bahsetmek olanaksızdır.

Oysa çözüm, yaşadığımız realiteleri ve problemleri görüp onlara Kur'an bütünlüğünde cevap aramaya girişmektir. Örneğin Kur'an'da ekonomi, Kur'an'da insan, Kur'an'da Allah, Kur'an'da Hz. Muhammed gibi konular Kur'an ayetleri baştan sona o konuyla ilgili olarak taranarak, o konuya tekabül eden ayetlerin analizi ve kendi aralarında irtibatları kullanılarak işlenebilir.

Kur'an'ı değerlendirirken yapılan yanlışlardan birisi de sanki bilimler ve keşifler hazinesi bir kitap olarak tanıtmaktır.
Şu bilinmelidir ki Kur'an bilimsel buluşları bildirmek için indirilen bir kitap değildir. Yani o bilimler ve keşifler ansiklopedisi olarak nitelendirilemez. Bir hidayet kaynağıdır (2:2). Kur’an insanları karanlıklardan (zulümat) aydınlığa (nur) çıkarmak üzere nazil olan bir kitaptır.

Her şeyden önce Kur'an'ın ilk olarak gönderildiği topluma da anlaşılması için Arapça olarak indirildiğini (12:2) bilmeliyiz. Ve bu noktada vahyin daha iyi anlaşılabilmesi için de -Arapça bilmenin önemi ne abartılmalı ne de perdelenmeli- dir. Ancak herkes için Arapça, bilme zorunluluğunu öne sürmek de Kur'an'ın önüne başka bir engel koymak anlamına gelmektedir.

Kur'an mealleriyle ilgili de şu söylenebilir: Bir mealle yetinmemek, farklı meallerle karşılaştırmalar yaparak okumak gerekir. Çözümlenmesinde ihtisas gereken bazı terkip ve kavramların daha iyi anlaşılabilmesi için de iyi Arapça bilenlerden yardım istenmelidir.

Bir diğer nokta da Kur'an ayetlerinin nazil olduğu ortamla ilişkisinin gözönünde bulundurulmasıdır. Elbette Kur'an evrensel bir kitaptır. Zamanlar üstü bir yönü vardır. Ancak indiği dönemle de ilişkisi dikkate alınmalıdır. Bunun için ayetlerin sebebi nüzullerinden faydalanılabilir.

Esbab-ı nüzulle ilgili problemlerden birisi de bir ayetle ilgili olarak birden fazla aktarılan rivayetlerdir. Tabii olarak ayetin ruhuna en uygun rivayet alınmalıdır. Bir de hakkında hiç bir sebebi nüzul olmayan ayetler söz konusu olu- yor. Bun1ar bize ayetlerle ilgili aktarılan rivayetlerin mutlaklaştınlmaması ve ayetler arasındaki iç bütünlüğe dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Demek ki rivayetlerin Kur'an'ın anlaşılmasında tayin edici değil açıklayıcı bir rolü olması gerekir. Kur'an'ın anlaşılmasında karşılaşılan meselelerde hakim rolü oynayacak olan yine Kur'an'ın bizzat kendisi olmalıdır. Kur'an'ın anlaşılmasma katkısı olacak yan unsurlar (sebeb-i nüzul, hadis, siyer, cahiliye şiiri) asıl belirleyici değil, yardımcı bir 'İşlev görmesi gerekir. Eğer bu şekilde yaklaşılacak olursa yani Kur'an dışı rivayetler Kur'an ışığında değerlendirilerek dikkate alınırsa gerçekten o zaman ayetlere çok daha geniş ufuklu bakabiliriz.

Örneğin Kur'an'da anlatılan kıssaların özellikle Yahudi ve Hıristiyanların başlarından geçen tecrübelerin bugün bizim için aynıyla vaki olduğunu görebiliriz. Yaşanan olaylar aynı fakat olayda adı geçen kişi ve toplumlar farklı, o kadar.

Kur'an'ın, indiği toplumun özelliklerini yansıtması onun evrenselliğine ve son kitap oluşuna gölge düşürmez. Kur'an bir tarih kitabı değildir. Kur'an'da anlatılan kıssalar insanlann tarih bilgisi arttırmak amacıyla anlatılmamıştır. İnsanların geçmiş toplumların yasalarını (sünnet) incelemelerini onların karşılaştıklan kötü sondan kendilerini uzak tutmalarını temel amaç edinmiştir .

Bu bağlamda Kur'an'ın müslümanlara yönelik şu uyarısına bakalım: "Yalnız ona yönelin ve ondan korkun, Namazı kılın ve Allah 'ortak koşanlardan olmayın. Onlar ki dinlerini parça parça edip fırkalara böldüler, hizipler haline geldiler. Her hizip kendi kabulleriyle avunup sevinmektedir. " (30:31-32) (Yine bkz.: 25:52-56)

Allah burada geçmiş milletlerin hatalarını belirterek müslümanları bundan sakındırıyor. Ancak ne var ki müslümanlar bu uyarıyı unuttular ve kendilerine bir de hadis uydurarak ümmeti 73 fırkaya ayırdılar.

Fırka, mezhep, tarikat ayrımlarıyla yüzlerce parçaya bölünen İslam toplumu Tevhid inancının gereği olarak Tevhid toplumu olmaları gerekirken dinlerini de şirket dini haline getirdiler. Her mezhep kendine göre kurallar koydu ve kendisi dışındakini din dışına çıkardı. Ve böylece bugünkü karanlık tablonun oluşmasına en büyük katkılardan birisi de bu şekilde gerçekleşmiş oldu.

Bundan kurtulmanın yolu Allah'ın dinini yineAllah'a bırakmak ve Kur'an'ın belirleyiciliğinden başka hiç bir belirleyici kabul etmemektir. Bir sureyi okurken surenin iç bütüıılüğünü kurmaya çalışmalıyız.

Çünkü sureler gelişi güzel ayetlerden oluşmuş değildir. Her surenin kendi iç bütünlüğü vardır. Örneğin bir konu öncelikle ilgili ayetin bağlamında ele alınması gerekirken değişik rivayetlerle hiç ilgisi olmayan yerlere çekilebiliyor ve böylece surenin bütünlüğü de bozuluyor.
Göz önünde bulundurulması gereken önemli bir diğer noktada Kur'an'ın bir anda toptan değil peyderpey indiği gerçeğidir (76:23).

Yine Kur'an'da herhangi bir meseleyle ilgili ayetler aynı zamanda toplu olarak, gelmemiştir. Aynı konudaki ayetler değişik zamanlarda gelmiş ve farklı surelerde yer alabilmiştir. Bu da Kur'an'ın tedricilik ilkesini temel aldığnıı göstermektedir. Bunun en somut örneğini içkinin yasaklanması hadisesinde görebiliyoruz. İçki aniden haram kılınmamış aşamalı bir çerçevede ele alınmıştır.

Önce içkinin zararının yararından daha çok olduğu sonra onun fesada kaynaklık ettiği ve son tahlilde de şeytan işi pislik olduğu belirtilerek azı da çoğu da yasak olan bir şey olduğu belirtilmiştir. Burada sorulması ve üzerine durulması gereken bir husus, müslümanların bugün, Kur’an'ın indiği dönemde uygulanmış olan tedrici metodtan hangi ölçüde faydalanabilecekleridir.

Kur'an öncelikle değerleri ortaya koymuştur. Bunu daha çok Mekke'de yapmıştır. Mevcut sistem sorgulanmış mal ve evlat sahibi olanların yaratıcılarına karşı geldikleri ve sadaka vermedikleri bildirilmiş (75:31-32). Eğer bu gidişte devam ederlerse çok acı bir akıbetin kendilerini beklediği sürekli olarak vurgulanmıştır (77:47; 75:10-13). Haddler (yasakların cezalan) İslam toplumu oluştuktan sonra gündeme gelmiştir.

Yani öncelikle Kur'an'i ilkeleri kabuleden bir ümmet oluşmuş daha sonra haddler uygulamaya konulmuştur. Buradan da Kur'an'ı okurken nüzul sırasında dikkate almamız gerektiği sonucu ortaya çıkıyor. Ancak bugün Kur'an tam olarak elimizde; o halde yapılacak iş, bir konuyu enine boyuma Kur'an çerçevesinde incelemek-araştırmak için, araş- tıracağımız konuyu zihnimizde tutarak Kur'an'ı ona göre okumak gerekir. Kur'an'ın bütünlüğü gözönüne alınarak yapılacak her insani çaba bir anlam ifade eder. Herkes çabası oranında ondan faydalanabilir. Al- lah'ın hoşnutluğunu kazanmayı hedefleyen her çaba sonuçta ortak bir payda da buluşacaktır. Ama bu anlamaların mutlaklaştırılmaması gerekir. Zaten Kur'an'ın emirleri ile ilgili ilk dönemlerde yapılan iç- tihadlar daha sonraki nesillerce mutlaklaştırılmış ve onu tek anlama biçimi olarak kabul etmişlerdir. Bundan sonra Kur'an'dan yapılan çıkarımlar Kur'an'ın önüne geçmiş ve Allah'ın vahyi arka plana itilmiştir: Hicri II. asırda mezhep imamlarınca ortaya konulan esaslar tek anlama biçimiymiş gibi hareket eden sonraki mezhep takipçileri kendi görüşlerini Kur'an'ın önüne geçirmişler ve ayııı kitaba inanan insanlar arasında kapatılması imkansız uçurumlar meydana gelmiştir. Kur'an nassları mezhep görüşleri ışığı altında tevil edilebilmiştir.

Bu konuda meşhur Hanefi bilginlerinden Ebu'l Hasan el-Kerhi şunları söyleyebilmiştir: ''Mezhep imamımız ve arkadaşlarımızın görüşlerine ters düşen her ayet veya hadis ya te- vil edilir yahut mensuh kabul edilir.'' Böyle bir bakış açısı doğal olarak Kur'an'a kendi mezhebinin gözlüğüyle bakacak ve her mezhep mensubu Kur'an'dan kendisini haklı çıkartacaktır. Birleştirici rolü olması gereken (3:103) Kitab müslümanların bu tavrı yüzünden gerçek işlevini göremeyecektir. Kur'an bir çok yerde İsrailoğullarına şu uyarıyı yapmaktadır. "Siz kitabın bir bölümüne inanıp bir bölümünü inkar mı diyorsunuz?" (2:85) Bu da bize Yahudiler'in bir takım menfaatler için Allah'ın gönderdiği emirleri ters yüz ettiklerini göstermektedir.

Acaba kendi mezhebini kurtarmak adına sergilenen bu bakışla, Kur'an'ın birtakım ayetlerini nesh teorisiyle ortadan kaldırmak anlayışı arasında ne fark vardır? Bir yandan Kur'an'ın evrensel olduğunu bütün zamanlar için geçerli bir klavuz olduğunu kabul edeceksiniz öte yandan bir nevi bir kısmının geçerliliğini kabul etmeyen bir tutum içinde olacaksınız.

Bu apaçık tutarsızlıktan başka bir şey değidir. Kur'an'ı anlamak salt zihni bir olaydeğildir. Onun 23 yıllık iniş sürecini de gözönünde bu- undurursak ilahi vahy ile indiği ortam arasında doğrudan bir ilgi olduğunu görebiliriz. Nitekim müminlerin aıınesi Aişe'de Kur'an onun ahlakıydı" derken kasdettiği Kur'an'ın ilkelerinin Hz. Peygamber'in davranışlarına yansıdığı gerçeğidir.
Kur'an'a baktığımızda bir çok surede geçmiş milletlerden ve onlara gönderilen peygamberlerden bahseden kıssalar olduğunu görürüz.

Bu da bize kıssaların Kur'an açısından önemli bir yeri olduğunu gösteriyor. Ancak geçmişte Kur'an kıssalarını inceleyenler daha çok onların belaği ve edebi yönlerini öne çıkarmışlardır. "Öğüt alınması" için anlatılan kıssalar belli bir dönem sonra özellikle Yahudi ve Hıristiyan kültürünün de etkisiyle üzerinde spekülasyonlar yapılan müslümanlar arasında ihtilaflar oluşturan konular haline getirilmiştir. Kıssalarda asıl verilmek istenen ve dikkat çekilen noktalar gözardı edilmiş ve kıssanın muhtevasındaki birtakım ayrıntılar üzerinde daha önce özellikle Yahudiler'in yapmış olduğu ve Kur'an'ın sürekli olarak uyardığı anlamsız tartışmalar yürütülmüştür.

Bunlardan uzaklaşıp Kur'an'ın Hz. Muhammed döneminde gördüğü işlevin benzerinin kendi hayatımızda da gerçekleşmesine çabalamamız gerekir. Kur'an'ı daha iyi anlamak için onun zaman ve mekan boyutunu da iyi kavramamız gereklidir. Eğer içinde yaşadığımız dönemi iyi algılamaz isek Kur'an'ı okumak bize pek fazla bir şey kazandırmayacaktır. Burada genel olarak bir takım konulara değindik.

Başvuru Eserleri
1- İzzed Derveze, Kur’an’a Göre Hz. Muhammed’in Hayatı- Ekin Yay
2: M. Bakır es-Sadır, Kur'an Okulu, Fecr Yay.
3. Muhammed Gazali, Kur'an'ı Anlama- da Yöntem, Şule Yayıncılık
4. Ali Şeriati, Kur'an'a Bakış, Fecr Yay.,
5. Ali Şeriati, İki Sure İki Yorum, Ekin Yay.
6. Halis Albayrak, Kur'an'ın Bütünlüğü Üzerine, Şule Yay.
7 .Malik b. Nebi, Kur'an.ı Kerim Mucizesi, Diyanet Vakfı Yay.


Resul Bozyel

Telif Hakkı © iSLAMKENT
Tüm Hakları Saklıdır.


Kategori: Kur'an Üzerine
Taglar: Yok
İşaretle: Share/Save/Bookmark

[ Geri Dön ]
Content ©

  Anket
Yediklerinizin helal olup olmadığına dikkat ediyor musunuz?

Evet
Genellikle
Farketmez
Hayır



Sonuçlar | Anketler

  Üye Menüsü
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
(Kayıt Ol)
Üyelik:
Son Üye: unonym
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 7981

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 30
Üye: 0
Toplam: 30

  Döviz Kurları

  Hikayeler

· Hayal ve Gerçek
(10377 okuma)
· Mesele Kuyumcuyu Bulmak
(12118 okuma)
· Diplomasi
(8203 okuma)
· Halil İbrahim Bereketi
(13409 okuma)
· Tasavvuf ve Kapıları
(10454 okuma)


· Yemekte Besmele ve Şeytan
(84620 okuma)
· Meleklerin Yıkadığı Genç
(67154 okuma)
· Namazı Doğru Kılmak
(51043 okuma)
· Anne - Baba
(49373 okuma)
· Beddua
(42573 okuma)

Top 10 100 Hikaye mevcut

   Şiirler

· Kahırlanır
(2684 okuma)
· Müstezat Gazel
(2510 okuma)
· Anlatamam kendimi
(2858 okuma)
· Kulun Kerameti
(1019 okuma)
· Nebi ye Özlem
(2531 okuma)


· Bu Çağrı Sanadır
(28305 okuma)
· Sessiz Gemi
(20780 okuma)
· Ölünün Odası
(19025 okuma)
· Beni Yalnız Bırakma
(18027 okuma)
· Ezeli Nur
(15674 okuma)

Top 10 1395 Şiir mevcut

  Arşivden
   16.12.08
Niçin
   02.09.08
Hoşgeldin Ramazan
   28.07.08
Buyurun Miraca Çıkalım
   11.06.08
Hukuku öldürmek...
   28.04.08
Kalk Kudüs'e gidelim...
   08.03.08
Bir selam bekler gönüller
   08.02.08
Rabbin sana küsmedi...
   02.01.08
Salavatın bir sırrı
   19.12.07
Kurban...
   10.12.07
Kurban olun...
   30.11.07
Peygamber Kıssaları...
   04.11.07
İpliğini Bozup Çözen
   19.09.07
Kur'an ayı: Ramazan
   13.09.07
Hayatı Ramazan olanın ahireti bayram olur
   31.08.07
Beni örtün, beni örtün!
   24.08.07
Evvel sen de yücelerden uçardın
   09.08.07
Namaz Mü\'minin Miracıdır...
   30.07.07
Nun, Kalem ve Satırlar...
   16.07.07
Recep ve Şaban kokularını Ramazan’dan aldılar
   06.07.07
Yaratan Rabbinin Adıyla Oku...
   02.07.07
Viva El İslam
   17.06.07
Tertemiz Gitmek Varken...
   13.06.07
Ordu ve çıldırma...
   05.06.07
Darbe...
   29.05.07
Bombalar
   24.05.07
Aynı Hizada Durabilmek
   16.05.07
Nefsim, Nefsim
   07.05.07
O\'ndan kuluna, kulundan O\'na...
   02.04.07
"Ben Batanları Sevmem!"
   18.03.07
Felâh: Gerçek Başarı

Eski Haberler

  Sayfa İzlenimi
Şu ana kadar
7690090
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Ekim 2013

PageRank
PHP-Nuke
islam|islami forum|voylet
Sayfa Üretimi: 0.06 Saniye