Hoşgeldiniz: iSLAMKENT
  Hosgeldin Misafirimiz, Giris veya Kayit anasayfa  ·  hesabınız  ·  dosyalar  ·  islami forum  ·  iletişim  

  Ana Menü
  Anasayfa

 Kuran-ı Kerim :
       Kuran-ı Kerim
       Tefsir (Elmalılı)
       Kısa Sureler
       Kuran Oku - Dinle
       Elifba
       Tecvid Dersi
 Siyer ve Sünnet :
       Kütübi Sitte
       Kuranda Peygamberler
       Hadislerle İslam
       Hac ve Umre
       Veda Hutbesi
 İslami Bilgi :
       Dinimi Öğreniyorum
       Temel Bilgiler
       Namaz Rehberi
       Namazla Diriliş
       Derin Bilgi
       Risale-i Nur
       İhtida Öyküleri
       İslam Tarihi
       Esmaül Hüsna
       Esmaül Hüsna (Slayt)
 Genel :
       Hikayeler
       Şiirler
       Anketler
       Dosyalar
       Gazeteler
       Yazı Arşivi
       İletişim
       Bizi Tavsiye Edin

  Derin Bilgi
Toplam Yazı: 56
Toplam Kategori: 17
Toplam Okuma: 694684



 Kur'an'da Şefaat, Ah..
 Hz. Peygamber ve Yap..
 Tasavvuf Üzerine Düş..
 Mü'minlerin Ahlakını..
 Allah (c.c) Kimleri ..
 Cehennemsiz Olmaz mı..
 Mahremiyet ve Tesett..
 Peygamber Duaları..
 Üstünlük Ölçümüz Tak..
 Büyük Aldanış: Dünya..


 Kadınlarla Tokalaşma..
 Hızır (a.s) Kimdir?..
 Peygamber Duaları..
 Kabir Hayatı Var mıd..
 Kur'an Okumaya Başla..
 Nazar Kavramı..
 Ahirete İmanın Bedel..
 Allah'ı (c.c) Gereği..
 Nuh (a.s) ve Tufan..
 Büyük Aldanış: Dünya..

  Esmaül Hüsna

"O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.(Haşr-24)"

ALLAH
(Uluhiyete mahsus sıfatların hepsini kendinde toplayan İsm-i Azam)

RAHMÂN
(Bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve merhameti tercih eden)

RAHÎM
(Çok merhamet eden, nimet veren)

MELİK
(Bütün kainatın tek sahibi ve mutlak hükümdarı)

KUDDÛS
(Hatadan, gafletten ve her eksiklikten münezzeh)

SELÂM
(Esenlik veren, kullarını selamete çıkaran)

MÜ'MİN
(Gönüllere iman ışığını veren, vaadine güvenilen)

MÜHEYMİN
(Kainatın bütün işlerini gözetip yöneten)

AZÎZ
(Yenilmeyen yegane galip)

CEBBÂR
(İradesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan)

MÜTEKEBBİR
(Her şeyde büyüklüğünü gösteren)

HÂLIK
(Büyün mevcudatı takdirine uygun şekilde yaratan)

BÂRİ'
(Bir model olmaksızın canlıları yaratan)

MUSAVVİR
(Her şeye şekil ve özellik veren)

GAFFÂR
(Daima affeden, tekrarlanan günahları bağışlayan)

KAHHÂR
(Her şeye her istediğini yapacak şekilde galip ve hakim)

VEHHÂB
(Karşılık beklemeden bol bol veren)

REZZÂK
(Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren)

FETTÂH
(Zorlukları kolaylaştıran ve iyilik kapılarını açan)

ALÎM
(Herşeyi çok iyi bilen)

KÂBID
(Rızkı tutan, canlıların ruhunu alan)

BÂSIT
(Rızkı genişleten, ruhları bedenlerine yayan)

HÂFID
(Alçaltan, zillete düşüren)

RÂFİ'
(Yukarı kaldıran, yükselten)

MUİZ
(Yücelten, izzet ve şeref veren)

MÜZİL
(Alçaltan, zillet veren)

SEMİ'
(Her şeyi işiten)

BASÎR
(Her şeyi gören)

HAKEM
(Son hükmü veren)

ADL
(Mutlak adalet sahibi, çok adaletli)

LATÎF
(Yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan)

HABÎR
(Her şeyin iç yüzünden haberdar olan)

HALÎM
(Acele ile ve kızgınlıkla muamele etmeyen)

AZÎM
(Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)

GAFÛR
(Bütün günahları bağışlayan)

ŞEKÛR
(Az iyiliğe çok mükafat veren)

ALÎ
(İzzet, şeref ve hükümranlik bakımından en yüce, aşkın)

KEBÎR
(Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)

HAFÎZ
(Koruyup gözeten ve dengede tutan)

MUKÎT
(Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratip veren, bilip gücü yeten ve koruyan)

HASÎB
(Kullarının her yaptığını bilen, onları hesaba çeken)

CELÎL
(Azamet sahibi)

KERÎM
(Lütuf ve keremi çok bol ve çok geniş)

RAKÎB
(Büyün varlığı gözetleyip, kontrol eden)

MÜCÎB
(Dualara karşılık veren)

VÂSİ'
(İlmi ve merhameti herşeyi kuşatan)

HAKÎM
(Bütün emirleri ve işleri hikmetli olan)

VEDÛD
(Kullarını çok seven, sevilmeye gerçekten layık olan)

MECÎD
(Şanı büyük ve yüksek)

BÂİS
(Ölümden sonra dirilten)

ŞEHÎD
(Bütün zamanlarda ve her yerde, hazır ve nazır)

HAK
(Varlığı hiç değişmeden duran)

VEKÎL
(Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran)

KAVÎ
(Gücü bizzat kendinden olan, kudretli)

METÎN
(Her şeye gücü yeten, güçlü)

VELÎ
(Sevdiği kullarının dostu)

HAMÎD
(Ancak kendisine hamdedilen, övülmeye layık)

MUHSÎ
(Her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen)

MÜBDİ'
(İlkin yaratan)

MUÎD
(Tekrar yaratan)

MUHYÎ
(Hayat veren)

MÜMÎT
(Ölümü yaratan)

HAY
(Ebedi hayatta diri)

KAYYÛM
(Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kainatı idare eden)

VÂCİD
(Dilediğini dilediği zaman bulan, müstağni)

MÂCİD
(Şanı büyük ve yüksek)

VÂHİD
(Sıfatlarında, özelliklerinde tek ve biricik olan)

SAMED
(Tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği eşsiz kudret) 

KÂDİR
(Her şeye gücü yeten, kudretli)

MUKTEDİR
(Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunan)

MUKADDİM
(İstediğini öne alan)

MUAHHİR
(İstediğini geriye bırakan)

EVVEL
(Varlığının başlangıcı olmayan, ilk)

ÂHİR
(Varlığının sonu olmayan, son)

ZÂHİR
(Her şeyde tecelli eden. Tüm yarattıklarında, kendisinden görülebilir izler, işaretler bulunan)

BÂTIN
(Gözle görülemeyen, her şeyde kendinden bir güç bulunan)

VÂLÎ
(Kainata hakim olup onu yöneten)

MÜTEÂLÎ
(İzzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, aşkın)

BERR
(İyilik ve lütfu sonsuz olan)

TEVVÂB
(Kullarını tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden)

MÜNTAKİM
(Suçlulari adaletiyle cezalandıran)

AFÜV
(Hiçbir günah kalmayacak şekilde günahları affeden)

RAÛF
(Çok şefkatli, çok lütufkar)

MÂLİKÜ'L-MÜLK
(Mülkün ebedi sahibi)

ZÜ'L-CELÂLİ ve'l-İKRAM
(Azamet ve kerem sahibi)

MUKSİT
(Adaletle hükmeden)

CÂMİ'
(İstediğini, istediği zaman istediği yerde toplayan)

GANÎ
(Her şeyden müstağni, kendisi dışında her şey O'na muhtaç)

MUGNÎ
(İstediğine zenginlik verip, zengin eden)

MÂNİ'
(Dilemediği bir şeyin gerçeklesmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere engel olan)

DÂRR
(Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan)

NÂFİ'
(Hayır ve menfaat veren şeyleri yaratan)

NÛR
(Alemleri nurlandıran, istediği gönüllere ve zihinlere nur yağdıran)
 
 

HÂDÎ
(Hidayet veren, istediği kulunu muradına erdiren)

BEDÎ'
(Eşi ve örneği olmayan, sanatkarane şekilde yaratan)

BÂKÎ
(Varlığının sonu olmayan)

VÂRİS
(Varlığı devam eden, servetlerin gerçek sahibi)

REŞÎD
(Bütün işleri ezeli takdirine göre yürütüp, hikmet üzere sonuca ulaştıran)

SABÛR
(Çok sabırlı)


©TRNuke.net
ALLAH'ın (c.c) Güzel İsimleri

  Namaz Vakitleri


  Hava Durumu


  Site İstatistikleri
Toplam Sayfa Gösterimi
7,967,221

Aylık Sayfa Gösterimi
185,276

Kayıtlı Kullanıcı
7,982

  iSLAMKENT: Hukuku öldürmek...
Gönderen: Admin
PHP-Nuke

"Hukuku öldürmek"

Bizim hukukçular hukuku hiç ciddiye almadıklarından, oynadıkları oyunun tehlikesinin de farkında değiller.
Hukukmuş, yasaymış, anayasaymış hiç aldırmıyorlar, kırıp döküyorlar.
O kadar hukuku unutmuş vaziyetteler ki 12 Eylül’ün o “baskıcı” anayasası bile bunlara yetmiyor.




Delip geçiyorlar.

Fransız Devrimi’nin en yakışıklı ve en genç liderlerinden Saint Just’ün sözünü bildiklerini bile sanmam.

“Devrim,” diyor Saint Just, “silahların değil, yasaların patlamasıdır.”
Bizim yargıçlar da yasaları patlatıyorlar.
Sonucun ne olabileceğine dair en küçük bir kaygı bile taşımıyorlar.

Anayasayı açıkça çiğniyorlar.

Meclis’in yetkilerini gasp ediyorlar.

Milli iradeyi tümden yok sayıyorlar.

Ve, yetmiş milyonluk bir toplumun hayatla ilgili taleplerini dile getirmesini engelleyerek, ülkenin nefes borusunu sıkıyorlar.

Nefessiz bırakıyorlar.
Ankara’daki birkaç hukukçu bütün topluma hükmediyor.

Şimdi bakın, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararını “türbanla” ilgili görerek kendi meşrebinize göre sevinir ya da üzülürsünüz.
Ama bu karar “türbanla” ilgili değil.
Bu karar, bu ülkenin geleceğiyle ilgili.

Bundan sonra bu ülkede yapılacak seçimlerin, siyasi partilerin, parti programlarının, parlamentonun, parlamentodaki tartışmaların, halkın isteklerini dile getiren siyasetin hiçbir önemi kalmayacak.
Yetmiş milyon insan toplanıp haykırsanız, sizin istedikleriniz değil Ankara’daki 11 yargıcın istedikleri gerçekleşecek.

Üstelik de hukuka ve anayasaya aldırmayan, kendini hukuka bağımlı saymayan 11 yargıcın.

Nasıl bir karabasanın içine girdiğimizin farkında mısınız?
Kendi hayatınızla ilgili hiçbir söz hakkınızın kalmadığının farkında mısınız?
Bir anda toplumun 40 yıl önceye döndüğünün farkında mısınız?
On bir kişinin bütün toplumu esir aldığının farkında mısınız?

Bu ülkenin şu anda sıkıştığı köşeden çıkabilmesi, özgürleşebilmesi, gelişebilmesi için hiçbir şey yapamayacaksınız.

Çünkü ülkenin gelişmesini, demokratikleşmesini, özgürleşmesini istemeyen, kendilerini toplumun “başöğretmenleri” sayan, hukuktan ve çağdan uzak bir grubun elindeki yetmiş milyonluk bir rehine grubusunuz.

Yargıçların bilmediği şu:
Yetmiş milyon, 11 kişiye ilanihaye esir olmaz.
Toplumun üstündeki baskıyı ve basıncı çok artırıyorlar.
Aldırmazca, fütursuzca, pervasızca koca toplumu bir cendereye hapsetmeye çalışıyorlar.

Bunu cüppelerine ve arkalarındaki duvara yansıyan daha iri gölgelere güvenerek yapıyorlar.
Açıkça suç işliyorlar.

Ve, “siz bizi yargılayamazsınız” diyorlar, “biz sizi yargılarız.”
Bu ülkede “hukuk” isteyenler yargılanacak.
Hukuku yok edenler yargılayacak.
Bunun yaratacağı güvensizliği düşünebiliyor musunuz?

Hanginizin canı, hanginizin malı güvende artık?
Hukukun olmadığı yerde güven nasıl olsun?
Güvenin olmadığı yerde insanlar nasıl yaşasın, nasıl yatırım yapsın, nasıl iş bulsun?

Öyle bir kördüğümün içine girdik ki buradan ancak parlamentonun, siyasetin, siyasilerin, toplumun çok kararlı hamleleriyle çıkabiliriz.

Kürt meselesinde dün büyük bir açılım yapan CHP’nin hukuk konusundaki tutuculuğunun devamı, “siyasetin” bir bütün olarak davranamayacağını gösteriyor.

O zaman, hukuk ve demokrasi isteyen partiler birleşecek.
Bir çıkış noktası bulacak.

Aksi takdirde patlar bu toplum.

Üstüne kapanan bu çelikten kapağın altında nefes almadan yaşamaya tahammül edemez.

Yasalar infilak eder.

Yargıçların yasalara uymadığı yerde kimse yasalara uymaz.

Bir cehenneme döner ülke.

Bu toplum hukuk için direnmek zorunda.
Hukuksuzluğun hesabını hukukçulardan, hukuk adına sormak zorunda.

Hiç akıllanmıyorlar.
İttihatçılar koca imparatorluğu böyle hukuka aldırmayarak parçaladı.
Elde kalan son parçayı da bunlar darmadağın etmeye uğraşıyorlar.
Kendimizi korumak için hukuka ihtiyacımız var ama hukukçumuz yok.
Yapabileceğimiz tek bir şey kalıyor.

Hepimiz hukukçu olacağız.
Hukuku öğrenecek, her hukuksuzluğu onların yüzüne vuracağız.
Kendimizi kendimiz kurtaracağız.
Hukukçular gemiyi terk etti.

Bundan sonra yolu kendimiz bulacağız.

Ahmet Altan
 
İlgili Konular

PHP-Nuke

"Hukuku öldürmek..." | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

PageRank
PHP-Nuke
islam|islami forum|voylet
Sayfa Üretimi: 0.04 Saniye