Hoşgeldiniz: iSLAMKENT
  Hosgeldin Misafirimiz, Giris veya Kayit anasayfa  ·  hesabınız  ·  dosyalar  ·  islami forum  ·  iletişim  

  Ana Menü
  Anasayfa

 Kuran-ı Kerim :
       Kuran-ı Kerim
       Tefsir (Elmalılı)
       Kısa Sureler
       Kuran Oku - Dinle
       Elifba
       Tecvid Dersi
 Siyer ve Sünnet :
       Kütübi Sitte
       Kuranda Peygamberler
       Hadislerle İslam
       Hac ve Umre
       Veda Hutbesi
 İslami Bilgi :
       Dinimi Öğreniyorum
       Temel Bilgiler
       Namaz Rehberi
       Namazla Diriliş
       Derin Bilgi
       Risale-i Nur
       İhtida Öyküleri
       İslam Tarihi
       Esmaül Hüsna
       Esmaül Hüsna (Slayt)
 Genel :
       Hikayeler
       Şiirler
       Anketler
       Dosyalar
       Gazeteler
       Yazı Arşivi
       İletişim
       Bizi Tavsiye Edin

  Derin Bilgi
Toplam Yazı: 56
Toplam Kategori: 17
Toplam Okuma: 689888



 Kur'an'da Şefaat, Ah..
 Hz. Peygamber ve Yap..
 Tasavvuf Üzerine Düş..
 Mü'minlerin Ahlakını..
 Allah (c.c) Kimleri ..
 Cehennemsiz Olmaz mı..
 Mahremiyet ve Tesett..
 Peygamber Duaları..
 Üstünlük Ölçümüz Tak..
 Büyük Aldanış: Dünya..


 Kadınlarla Tokalaşma..
 Hızır (a.s) Kimdir?..
 Peygamber Duaları..
 Kabir Hayatı Var mıd..
 Kur'an Okumaya Başla..
 Nazar Kavramı..
 Ahirete İmanın Bedel..
 Allah'ı (c.c) Gereği..
 Nuh (a.s) ve Tufan..
 Büyük Aldanış: Dünya..

  Esmaül Hüsna

"O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.(Haşr-24)"

ALLAH
(Uluhiyete mahsus sıfatların hepsini kendinde toplayan İsm-i Azam)

RAHMÂN
(Bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve merhameti tercih eden)

RAHÎM
(Çok merhamet eden, nimet veren)

MELİK
(Bütün kainatın tek sahibi ve mutlak hükümdarı)

KUDDÛS
(Hatadan, gafletten ve her eksiklikten münezzeh)

SELÂM
(Esenlik veren, kullarını selamete çıkaran)

MÜ'MİN
(Gönüllere iman ışığını veren, vaadine güvenilen)

MÜHEYMİN
(Kainatın bütün işlerini gözetip yöneten)

AZÎZ
(Yenilmeyen yegane galip)

CEBBÂR
(İradesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan)

MÜTEKEBBİR
(Her şeyde büyüklüğünü gösteren)

HÂLIK
(Büyün mevcudatı takdirine uygun şekilde yaratan)

BÂRİ'
(Bir model olmaksızın canlıları yaratan)

MUSAVVİR
(Her şeye şekil ve özellik veren)

GAFFÂR
(Daima affeden, tekrarlanan günahları bağışlayan)

KAHHÂR
(Her şeye her istediğini yapacak şekilde galip ve hakim)

VEHHÂB
(Karşılık beklemeden bol bol veren)

REZZÂK
(Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren)

FETTÂH
(Zorlukları kolaylaştıran ve iyilik kapılarını açan)

ALÎM
(Herşeyi çok iyi bilen)

KÂBID
(Rızkı tutan, canlıların ruhunu alan)

BÂSIT
(Rızkı genişleten, ruhları bedenlerine yayan)

HÂFID
(Alçaltan, zillete düşüren)

RÂFİ'
(Yukarı kaldıran, yükselten)

MUİZ
(Yücelten, izzet ve şeref veren)

MÜZİL
(Alçaltan, zillet veren)

SEMİ'
(Her şeyi işiten)

BASÎR
(Her şeyi gören)

HAKEM
(Son hükmü veren)

ADL
(Mutlak adalet sahibi, çok adaletli)

LATÎF
(Yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan)

HABÎR
(Her şeyin iç yüzünden haberdar olan)

HALÎM
(Acele ile ve kızgınlıkla muamele etmeyen)

AZÎM
(Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)

GAFÛR
(Bütün günahları bağışlayan)

ŞEKÛR
(Az iyiliğe çok mükafat veren)

ALÎ
(İzzet, şeref ve hükümranlik bakımından en yüce, aşkın)

KEBÎR
(Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)

HAFÎZ
(Koruyup gözeten ve dengede tutan)

MUKÎT
(Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratip veren, bilip gücü yeten ve koruyan)

HASÎB
(Kullarının her yaptığını bilen, onları hesaba çeken)

CELÎL
(Azamet sahibi)

KERÎM
(Lütuf ve keremi çok bol ve çok geniş)

RAKÎB
(Büyün varlığı gözetleyip, kontrol eden)

MÜCÎB
(Dualara karşılık veren)

VÂSİ'
(İlmi ve merhameti herşeyi kuşatan)

HAKÎM
(Bütün emirleri ve işleri hikmetli olan)

VEDÛD
(Kullarını çok seven, sevilmeye gerçekten layık olan)

MECÎD
(Şanı büyük ve yüksek)

BÂİS
(Ölümden sonra dirilten)

ŞEHÎD
(Bütün zamanlarda ve her yerde, hazır ve nazır)

HAK
(Varlığı hiç değişmeden duran)

VEKÎL
(Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran)

KAVÎ
(Gücü bizzat kendinden olan, kudretli)

METÎN
(Her şeye gücü yeten, güçlü)

VELÎ
(Sevdiği kullarının dostu)

HAMÎD
(Ancak kendisine hamdedilen, övülmeye layık)

MUHSÎ
(Her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen)

MÜBDİ'
(İlkin yaratan)

MUÎD
(Tekrar yaratan)

MUHYÎ
(Hayat veren)

MÜMÎT
(Ölümü yaratan)

HAY
(Ebedi hayatta diri)

KAYYÛM
(Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kainatı idare eden)

VÂCİD
(Dilediğini dilediği zaman bulan, müstağni)

MÂCİD
(Şanı büyük ve yüksek)

VÂHİD
(Sıfatlarında, özelliklerinde tek ve biricik olan)

SAMED
(Tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği eşsiz kudret) 

KÂDİR
(Her şeye gücü yeten, kudretli)

MUKTEDİR
(Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunan)

MUKADDİM
(İstediğini öne alan)

MUAHHİR
(İstediğini geriye bırakan)

EVVEL
(Varlığının başlangıcı olmayan, ilk)

ÂHİR
(Varlığının sonu olmayan, son)

ZÂHİR
(Her şeyde tecelli eden. Tüm yarattıklarında, kendisinden görülebilir izler, işaretler bulunan)

BÂTIN
(Gözle görülemeyen, her şeyde kendinden bir güç bulunan)

VÂLÎ
(Kainata hakim olup onu yöneten)

MÜTEÂLÎ
(İzzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, aşkın)

BERR
(İyilik ve lütfu sonsuz olan)

TEVVÂB
(Kullarını tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden)

MÜNTAKİM
(Suçlulari adaletiyle cezalandıran)

AFÜV
(Hiçbir günah kalmayacak şekilde günahları affeden)

RAÛF
(Çok şefkatli, çok lütufkar)

MÂLİKÜ'L-MÜLK
(Mülkün ebedi sahibi)

ZÜ'L-CELÂLİ ve'l-İKRAM
(Azamet ve kerem sahibi)

MUKSİT
(Adaletle hükmeden)

CÂMİ'
(İstediğini, istediği zaman istediği yerde toplayan)

GANÎ
(Her şeyden müstağni, kendisi dışında her şey O'na muhtaç)

MUGNÎ
(İstediğine zenginlik verip, zengin eden)

MÂNİ'
(Dilemediği bir şeyin gerçeklesmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere engel olan)

DÂRR
(Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan)

NÂFİ'
(Hayır ve menfaat veren şeyleri yaratan)

NÛR
(Alemleri nurlandıran, istediği gönüllere ve zihinlere nur yağdıran)
 
 

HÂDÎ
(Hidayet veren, istediği kulunu muradına erdiren)

BEDÎ'
(Eşi ve örneği olmayan, sanatkarane şekilde yaratan)

BÂKÎ
(Varlığının sonu olmayan)

VÂRİS
(Varlığı devam eden, servetlerin gerçek sahibi)

REŞÎD
(Bütün işleri ezeli takdirine göre yürütüp, hikmet üzere sonuca ulaştıran)

SABÛR
(Çok sabırlı)


©TRNuke.net
ALLAH'ın (c.c) Güzel İsimleri

  Namaz Vakitleri


  Hava Durumu


  Site İstatistikleri
Toplam Sayfa Gösterimi
7,690,128

Aylık Sayfa Gösterimi
183,141

Kayıtlı Kullanıcı
7,981

  iSLAMKENT: Gazze'nin Yüreğine Dokunmak...
Gönderen: Admin
PHP-Nuke

Gazze'nin Yüreğine Dokunmak...

Tükenmiş kelimeler.
Lal olmuş diller.
Kör bakıyor gözler.
Mühürlenmiş tüm kalpler!



Yanıyor Gazze alev alev! Kanla sulanıyor topraklar yine! Her dilde, her kalpte öfke ve nefret çığlıkları yükseliyor İsrail için. Ama nafile, yükselen çığlıkları duymuyor kulaklar. Sinek vızıldaması gibi algılanıyor adeta. Tüm dünya seyirci. İçi yananın, yüreği kan ağlayanın, gözyaşlarını yanaklarına ve yüreğine akıtmaktan öte bir şey gelmiyor elinden...

Birer birer değil, topluca toprağa seriliyor Filistin halkı. Tarihi bir kıyım yaşanmakta Gazze’de. Yıllardır öldürülen binlerce insanın hesabını kim verecek? Dünya sessiz, dindaşları sessiz, ülkem(devlet/hükümet) sessiz bu soykırım karşısında. Her geçen gün gücüne güç katarak zulmünün şiddetini arttırıyor İsrail!

“Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.” (Maide 51)

Ya rabbi! Dostlar düşman, düşmanlar dost edinilmiş. Zulüm altında yardım isteyen kullarına el uzatılmıyor yıllardır. Katiller; küçük, kadın, yaşlı, erkek demeden katlediyor vicdansızca.

Ya rabbi! Yahudiler kendilerine yapılanları, esir kamplarını, gaz odalarını çok çabuk unuttular. Yıllar önce yaşadıklarının daha fazlasını Filistinlilere yaşatmaya ant içmişler adeta. Bir avuç İsrail milleti, 1,5 milyar olduğu söylenen Müslüman halkın gözünün içine bakarak işliyor bu cinayetleri. Ve herkes susuyor, birer korkak gibi kabuklarına çekilmişler. Muhammed (s.a.v.) ümmeti, Yahudilerin zulmü karşısında sindi, silindi, adeta yok olup uçtu gitti. Sanki Müslümanlar kalmamış gibi esiyor rüzgârlar, başına buyruk, gururlu. Karşısında dikilecek cengaverlerin olmamasının cesareti ve mutluluğuyla!..

Ya rabbi! Savaş meydanlarının en alaları yaşanıyor Gazze’de. Başrolde çocuklar, kadınlar. Kudüs iğrenç ayaklar altında eziliyor, çiğneniyor ve sahipleri hunharca katlediliyor. Ve debdebenin, şaşanın, zenginliğin içinde fink atan ırkdaşları, dindaşları, dildaşları gözlerini kapatıyor bu zülme. Kardeşlerinin çığlıklarına kulak tıkayıp, menfaatler krallığının sahillerinde gizleniyorlar.

Ya rabbi! Teknolojinin tavan yaptığı, insan haklarının bayraklaştırıldığı, soykırım nedeniyle ülkelere faturaların kesildiği, böylesi iddiası olanların desteklendiği ve böylesi ayıpların yaşanmaması kınamalarının yapıldığı günümüzde, senin düşmanların, seni sevmeyenler, peygamberlerine icabet etmeyenler, onları öldürenler, Müslümanlardan nefret edenler, ucu kendilerine dokunmadığı için, yaşanan bu soykırımı görmezden geliyorlar.

Hükümetimiz ve diğer Müslüman ülkelerin yöneticileri, kınamaların ötesinde ‘bu katliam durdurulmalı, İsrail cezalandırılmalı, Ateşkes yapılmadığı sürece İsrail’le ilişkiler dondurulmalı, Gazze’yi cehenneme çevirenlerin de yurdu cehenneme çevrilmeli, Allah’ın lanetlediği bu milletin artık başı ezilmeli, bu gün onların, yarın bizim canımıza, malımıza, namusumuza kastedebilirler. Kolay lokma olmadığımız gösterilmeli, Müslüman topraklara ayak basmaya teşebbüs edecekleri zaman, bin kere düşünmeleri sağlanmalı, İmam Humeyni’nin dediği gibi, Müslümanların tükürüğüyle artık İsrail boğulmalı’ diyemiyorlar.

Müslüman kanı, Müslüman olmasalar dahi insanların kanları akıtılmakta. Günümüz Müslümanları, ataları Hüseyn’i örnek alma yürekliliğini gösterememekte ya Rabbi! Kendisinden yardım isteyenlere 72 kişiyle icabet ederken Hüseyn, 1,5 milyar Müslüman, içlerinden “size yardım için biz varız” diyebilecek 3-5 milyon mücahidi bulamamakta. Onlarla omuz omuza çarpışacak, ortak davamız diyebilecek cesur yürekler çıkaramamakta!..

Anında peygamberlerinin ardından putlara tapan, verdiğin nimetlere karşı nankörlük edip yenilerini isteyen, zulüm, fitne ve tefrikada bir örneği bulunmayan Yahudiler karşısında, adeta mucizeler beklemekteyiz ya Rabbi. Bizler yorulmadan, menfaatlerimizi zedelemeden, senin göndereceğin bir yardımla, Filistinli kardeşlerimizin kurtuluşunu ümit eder hale geldik.

Firavn’un zulmüne karşı Musa’nın asası vardı. Ben de, Siyonist İsrail ve yardakçılarının zulmüne karşı Müslümanlara bir ‘asa’ yardımı diliyorum ya Rabbi!

Kabe’yi yıkmak için saldırıya girişen Ebrehenin fillerine karşı, evini korumak için Ebabil kuşlarını göndermiştin. Bugün de Kudüs, Mescid-i Aksa saldırıya uğruyor. Bu kez de, Siyonist İsrail ve yardakçılarının saldırılarına karşı kuşlarını göndermen için yalvarıyorum ya Rabbi! Bizim bize faydamız yok, ‘Allah aşkına’ diyerek yardım dileyenlerin ellerini boş çeviriyoruz. Bizler halifen olarak, ancak kendimize zarar dokunduğunda şahlanıp ayaklanabiliyoruz… Acımasız, vicdansız kullarına inat, mazlum kullarını sen koru ve muhafaza eyle ya Rabbi!

İman edip tevekkül edenlerden ‘Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır’ (42/39) ayetince sokaklara dökülen, gücü yettiğince yapılan katliamları, soykırımı haykırarak kınayan, insanların vicdanlarına hitap ederek Gazze’nin yüreğine dokunmayı, İsrail’e karşı durmayı sağlamaya çalışan bir avuç mü’min kullarına milyonları eklemeyi, göndereceğin meleklerinle (askerlerinle), Hamaslı mücahitlerin güçlerine güç katmalarını nasip eyle!

Bu zulmü, bu çaresizliğimizi anlatmaya kelimeler yetmiyor ya Rabbi! Şaha kalkmanın, kıyam etmenin, mazlumun ahını zalimin yanına koymamanın, Müslümanların yalnız olmadığını göstermenin, uyuşukluğu bırakıp silkinmenin, cana can, dişe diş diyerek kükremenin, Gazze’nin yüreğine düşürdüğü kor ateşlerle onları yakmanın, ataleti, ümitsizliği ve korkaklığı bırakıp, bir Gazze yerine, tüm İslam topraklarını Gazze bilip omuz omuza vermenin, sizin silahınız ve yandaşlarınız varsa, bizim de Allah’ımız var demenin zamanının geldiğini kazı gönüllerimizin en derinliklerine!

Ya Rabbi! “Dinlerine uymadıkça, Yahudiler de Hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır” (2/120) ayetini yöneticilerimize hatırlatıp, sokaklara dökülen, figanları meleklerini dahi ağlatan kullarının seslerine kulak vermelerini ve üzerlerine düşen sorumluluklarını yerine getirmelerini sağla.

“(İşte) onlar (yahudiler),Allah’ın lanet ettiği kimselerdir. Allah kime lanet ederse artık ona asla bir yardımcı bulamazsın” (2/52)

İnna lillahi ve inna ilayhi raciun.

Selam ve dua ile.

Fatma Gülbahar Mağat
 
 
İlgili Konular

PHP-Nuke

"Gazze'nin Yüreğine Dokunmak..." | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

PageRank
PHP-Nuke
islam|islami forum|voylet
Sayfa Üretimi: 0.04 Saniye